14.12.08

GAGA, ÇIĞLIK VE KARANLIK

Gece gelen kargalar gibi Huzursuzum ve çığırtkan Onlar beni yatağımdan kaldırır binlercesi Gaga ve çığlık sesleri karanlıktan Tek aklıma getirdiği siyah bir perde Aylin Aslım’ın yeni siyah saçları örneğin Yahut bitmiş kahve fincanı Yarın Ankara’ya dönme gerçeği karanlık örneğin Doğmamış olabilmek dünyaya en baştan Karanlık, gaga ve çığlıklar Ankara bir de en istemediğim Çıkıp baktım balkona Bu soğukta aralıkta Eskişehir ne kadar soğuk olursa bir gece ve ne kadar is kokarsa sisli bir gece hala Almaya gelmişler sağ olsunlar kalabalık ve karanlık Ya da çığlık ve gaga 2020’de, 2008’in Aralık 14 gecesi nasıl gözükecek acaba? Ne diyordum? Hep aynı, yeni şeylere başlama kokusu yeni yıl sanki hep milat her yıl milay ama ocak 6, bilemedin 10’a kadar Sonra yine eski yılın kalıntıları Yeni bildiriler beynimin içinde Kararmaya başlayan gençlik yılları bir bir ve sessizler Ve içki ve sigara ve kahve yeterince Ve daha çok kitap, daha çok yazmak kaygısı Sanki kaçışı varmış gibi Ankara’dan Hacettepe’den mühendis olmaktan Sanki kaçışı varmış gibi siyasetten devlet meselelerinden Sanki mümkünmüş gibi bir dağda bir mağarada kimsenin olmadığı bir mağarada yaşamak Sanki mümkünmüş gibi yazarak çizerek düşünerek yaşamak O halde ne duruyorsunuz? Gelin üstüme Tutun tüm vücudumu Sakallarım sizindir, korkmayın çekiştirin her yanımı Binlerce gaga şahlandı ve kaldırıldım yatağımdan Götürün beni gecenin karanlığında ve buz gibi havasında Haydi yükselin ve götürün beni (Yerim bitti, kağıt almak için odama gitmeye üşendim, bitti)

Hiç yorum yok: